Elmali Köyü

Anasayfa Muhsin YaziciogluElmali Köyü Tarih Aileler Resimler Videolar DuyurularCanli SohbetZiyaretci Defteri Köse Yazilari Kültür Sanat Türkülerimiz Sivas Sofrasi BaglantilarIletisim

           

                                                                                                                                                                                                                                                                                                          

                                                                   BİR MILLET NASIL FAŞİST OLUR

      Bir millet nasıl faşistleşir, tabii millet faşistleşince dolaysıyla devlette faşist olur.
      Fakat buraya nasıl gelinir esas buna bakmak lazım, sebeplerini sosyolojik siyasi ve ekonomik olarak değerlendirip bakmak gerekir.

      Bir millet düşünün ki tarihinde binlerce yıl şanlı şerefli onurlu haysiyetli cağ açıp cağ kapamış yüz yıllardır İslamın sancaktarlığını yapmış,                                mazlumun yanında zalimin karşısında olup dünyadaki siyasi ekonomik dengeler dışında yeryüzünde adaleti hâkim kılmış.

      Bir milleti düşünün ki bugünkü birleşmiş milletlerin yapamadığını Osmanlı Türk Devleti Bayrağı altında tek başına yapmış.

      Bugün 21ci yüzyılda ise Avrupa’nın göbeğinde Balkanlarda Ortadoğu’da Kafkaslarda Doğu Türkistan’da dünyanın gözleri önünde resmen soykırım                       yapılmakta zulmün kıyımın envai türlüsü tatbik edilmektedir.

      Kısaca Türk milletin geçmişte hükümdarlığını sürdürdüğü bütün coğrafyada kan akmakta, analar karalar bağlamakta, bunlar bir tesadüf eseri                      olabilir mi?

      Ne yazık ki olmadığını 8 yaşındaki çocuk dahi biliyor sadece bizim başımızdakiler hariç.

      Türk milletinin ruhunu gasp ettiler ruhunu çaldılar. Bu dünyaya şan ve şeref vermiş Yüce Türk Milletini daha dünkü at hırsızı Amerika’dan Emperyalist                    Avrupa birliğinden medet umar hale getirdiler vah ki vah halimize.

      Bati karşısında mağlup ezik başı öne eğik bir milleti son zamanlarda sömürmenin aldatmanın en güzel yollarından bir tanesi de İslam                                       Coğrafyasında yaşanan katliamlara karşı cep telefonlarından lanet ve protesto mesajları atarak uyutmaktır.                                 

      Oysa Yurtdışından her attığımız mesaj ile İslam Coğrafyasına kan ve gözyaşı akıtan Batili Emperyalistlerin oyununa geldiğimizin farkında bile                                  olamayacak kadar uyumaktayız. Bu ayni zamanda Ülkemiz içinde geçerlidir. Birçok telefon şirketini ( Vodafone ) Batılılara peşkeş çeken AKP                                  Hükümetinin sayesinde de cep telefonlarımızdan attığımız her mesaj kafamıza sıkılan bir kurşun gibidir.      

      Kuranı Kerimde bir Ayet de Kötülüğü gördüğünüz de fiili olarak karşı koymamızı isteyen Yüce yaradan ın emrini kulak ardı yapan Müslümanlar                       birbirlerine mesaj yollayarak evde sıcak çorbalarını içerek enseler dönmeyecek kadar olmuşlardır.

      Mesajlardan medet bekleyecek kadar duyarsız ve katı olmuşlar, inanın birçoğunun döktüğü timsah gözyaşlarından başka bir şey değildir.
 
      300 yıldır Kapitülasyonlardan çeken bu millet sadece kısa dönem içinde olsa Gazi Mustafa Kemal Paşa döneminde kendine gelmiştir.

      Lakin gazinin ani ve beklenmedik ölümü ile yenidünya düzeni Pan Amerika ve AB ülkelerinin ikinci dünya savaşında galip ülkelerin kurduğu hiç bir                         oluşumda ne yerimizi alabilmişiz nede kendimiz yeni bir oluşum inşaa edebilmişizdir.

      Son dönemlerdeki terör belası PKK, ekonomik sıkıntılar, issizlik, milletten kopuk siyasi iktidarlarını ve komşu ülkelerin faşist monarşi                                       diktatörlerini göz önünde bulundurursak korkarım bizim ülkemizde süratli bir şekilde Faşizme kayabileceğini göz ardı etmemeliyiz.

      Geçmişte faşizme kaymış bütün ülkelerin tarihlerine ve o günkü şartlarını göz önünde bulundurursak bu gelişmeler faşist ülkelerin hep geçmişinde                     olmuş ve yaşanmıştır.

      İşte size Almanya, işte size ispanya, işte size İtalya, alın size Rusya, bu ülkelerin geçmişleri yani faşistlik öncesi durumları bizden çok farklı değildi.

      Bütün bunları son günlerde ülkemizde hükümeti eleştiren herkesin Ergenekon Safsatası adi altında içeri alınması sorgulanması ve bir Korku                         İmparatorluğunun yaratılmaya çalışılmasından dolayı yazıyorum. Sivil Kitle kuruluşları temsilcilerinin Sendikacılarının askerlerin Bürokratların,                      öğretim üyelerinin hocalarının ispatsız delilsiz suçlanarak tutuklandığı bir ülke demek faşizmin ayak sesleri demektir.

     Oysa bizim arzu ettiğimiz özlemini duyduğumuz bir düzen Demokratik ve Hukuk devleti prensipleri üzerine kurulu bir düzendir.

      Burada BBP ye büyük görevler düşmektedir. BBP Türk Milletini ve Türk Devletini faşistlikten koruyacak ve kurtaracak tek siyasi yapıdır. Bu ayni                                  zamanda Türkün onurunu şerefini haysiyetini tarihten gelen mirasını korumanın adı ve mücadelesidir de.

      10 Bin yıllık Türk tarihinde Türkün Devlet anlayışında yüz kızartıcı lanettayın hiç bir dönemimiz olmamıştır. Faşizm, Komünizm veya bunun adına                     ne siz derseniz deyin bu Türkün ve Yüce dinimiz İslamın karakterine ruhuna terstir.

      Sultanına Hanına Kanuni ismini veren bir milletin 72 milleti adalet terazisinde idare eden bir milletin evlatlarına bu anti demokratik Faşist tutumlar                         hiç ama hiç yakışmamaktadır. Umuyoruz yapılan hatalardan tez geri dönülmesidir.

      Rahmetli Destan sairimiz Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlunun bir şiiri ile hoş cakalın diyorum

      Töre, nizam, yol ve yordam her kula Ulus, erkan, edep, erdem her kula, Yirmi dört saatte her dem her kula, Allah'ın buyruğu uz verilmeli.

      İçinde olanlar bir nebze iman Gönlünü mazluma eder süt liman Halkı ayırmadan kafir Müslüman Açsa aş, açıksa bez verilmeli.                                                                              
      Tanrı Türkü Korusun Yüceltsin Ve Çoğaltsın

      Muharrem Kızılkaya